Namık Kemal Fıkraları
09 Haziran 2010 | Kategori: Fikralar | Gösterim: 114
NAMIK KEMAL:
Adamin biri Nam-i Kemal’in garsonluk yaptığı lokantaya gider.
N.Kemal adamin yanina gelir ve sorar ne istersiniz Adam bizim N.Kemal’e saka yapmak icin der ki;
Bana cacik macik daracik a..mcik getirirmisiniz.
Bunu duyan N.Kemal’de lafmı yok.
Adama soyle der:
Bugunku mönümüzde bunlar yok. Bugun mönümuzde dalak malak kol gibi y…arak var!
ANANIN!:
Günün birinde sair bir padisaha ilham perisi gelir ve baslar yazmaya;
- “Ciktim agaca yedim hamini mamini…
….?
– “Ciktim agaca yedim hamini mamini…? gerisi bir türlü gelmez.
Padisah geceleri uyku uyuyamaz olur siirini tamamliyamamistir bir türlü.
En sonunda ülkesinin bütün sairlerini sarayinda toplatir ama yine nafile onlarda bu misranin devamini getiremez.
Artik en son sira Namık Kemal´e gelir ve padisah baslar.
- Hadi Namık Kemal getir sunun devamini da ne istersen vereyim sana!
- Buyrun Padisahim…
- “Ciktim agaca yedim hamini mamini…”
Namık Kemal hemen devam eder;
- “Düsersen asagi görürsün ananin amini…”
KARPUZ:
Namik kemal, japon, alman ve ingiliz en cok kimin karpuz tasiyacagi uzerineiddiaya girerler. Jopon der ki:
- Ben iki tane tasirim koltuklarimin altina alarak.
İngiliz der:
- Bende 4 tane tasirim iki koltuk altina ikide omuzumun ustune alirim.
Alman da der ki:
- Bende bes tane tasirim herkes sasirir nasil tasirsin ya? İki tane koltuk altina, iki tane omuzlarimin üstüne, bir tanede y.arragima takarim demis.
Sira namik kemal’e gelir,namik kemal der;
- Bende 9 tane tasirim iki koltuk altina, iki omuzlarima, almanida sikime takarim.
KRALICE:
Ülkenin birinde bi yarışma düzenlenir. Üç ülke finale kalır türkiye türkde namı kemal fransa ve italya kraliçe yatak odasına geçer kim beni görünce saldırırsa o kaybeder ve ülkesini alırım der.
Bunlar kabul eder ilk önce fransız gider farnsız kendini zor tutarak kazanır italyan öylesine sıra bizim nam-ı kemal e gelir nam-ı kemal orasına bakar buarasına bakar ve ne olursa olsun der karaliçeye saldırır.
Kraliçe sevinir ülkeni aldım diye ama bizimkinde laf mı yok aldın ama adalarını alamadın adaları dışarıda kaldı der ve kazanır..
SIL BASTAN:
Bir kadınla en çok kimin birlikte olabileceği konusunda bir yarışma yapılıyormuş, dayanırsa kadın dayanamazsa yarışmacı büyük ödülü alacakmış ve bizi temsilen de Namık katılmış. Her postadan sonra da duvara çarpı atılıyormuş.
Neyse alman başlamış 1,2,3 tıkanmış. İngiliz başlamış 3,5,7 o da tıkanmış. Fransız 15,20 derken o da kalmış. Bizim Namık başlamış 70,80,90 derken durmak bilmiyor. Bakmış kadın iş kötü, Namık’ın duracağı yok,bizimki 95.yi yaparken
‘yok efendim bu 94.’ diye tutturmuş. Namık:
‘Olur mu hanfendi 95 oldu, burada boşuna mı çarpı atıyoruz, sayıyoruz’ dese de kadın dinlemiyor.
‘hayır bu daha 94.’diyormuş. En sonunda bizimki zıvanadan çıkmış:
‘Sıkerim şimdi çarpını da seni de, sil hepsini sıfırdan başlıyorum.’
STADYUM:
Bir gün stadyumda en çok kim boşalacak diye yarışma düzenleniyor. Önce alman boşalıyor ve tam 2 litre çıkartıyor. Spiker stadyumdaki seyircilere 2 litre diye söylüyor. Sonra fransız boşalıyor ve tam 5 litre çıkartıyor. Spiker 5 litre çıktı diyor seyircilere. Bizim Namık Kemal geliyor. Spikerin elinden mikrofonu alıyor ve şöyle diyor:
- Lütfen yüzme bilmeyenler stadyumu terk etsin.
SAHLEP VAR!:
Basi beladan kurtulmayan Namık Kemal bu sefer de yenicerilerden kacmaktadir! O kostukca yeniceriler arkasindan gelir,
En sonunda köyün meydanina gelen Namık Kemal careyi ciplak bir heykelin yanina gecip ayni onun gibi cirilciplak durmakta bulur. Bu heykel de cocuklarin malını tutup asagi dogru hareket ettirdiginde alttan cikolata veren bir heykeldir…
Tabii cok gecmeden Namık Kemal´i de bu heykel gibi zanneden bir cocugun annesi bizimkinin dalgasini tutar ve asagi dogru indirir. Tik yok! Cani yanar Kemal´in ama yenicerilerde meydanda onu aradigindan sesini cikaramaz, Kadin bir daha dener bir daha ve bir daha…Dayanma noktasinin sinirina gelen Namık Kemal sessizce kadina;
- “Cikolata bitti, Sahlep var sahlep” der.
YALANCI:
Uluslararasi yalan atma yarismasinda üc ülke finale kalir, Almanya, Fransa ve Türkiye…
Türkiye´yi temsilen de Namık Kemal oradadir. Juri yarisma konusunu artaya atar. “Batan bir gemidekileri nasil kurtarirsiniz?”
Once Alman Palavraci dizer yalanlari;
- “Ben cok iyi bir yüzücüyümdür. Gemideki bütün insanlari yarim saat gibi kisa bir sürede gide-gele, gide-gele karaya tasirim!
- “ohaaa” der Fransiz ve bu sefer o baslar;
- ” Ben de sicarak büyük bir ada olustururum ve insanlari o adaya cikartarak kurtaririm!
Sira Namık Kemal dedir oda okkali bir yalan söyler;
- ” Bende de öyle bir *arrak varki onu söyle gemiden karaya dogru bir uzattimmi köprü yapar ve bu insanlari kurtaririm”
- “Cüsss…” der Fransiz ” Hic o kadar y.arrak olr mu?
Bizimki cevap verir
- ” Öyle g.öte böyle y.arrak!”
PAPAZ:
Bizim Nam-ı Kemalin çok samimi bir papaz arkadaşı vardır.
Yalnz bu papazın bir gözü gün geçtikçe kapanmaktadır. Bu durumuna çok üzülen papaz derdine çare bulabilmek için dünyada gitmediği dokdor gez mediği ülke kalmaz ama bir türlü derdine bir çare bulamaz. Bu arada Namık Kemal papaz derdine çare ararken sürekli
-Ya papaz efendi senin çare bende boşuna çare ararsın sana bir sokayım gözün şak diye açılır der, papazda.
-Git işine olmaz öyleşey hayatta yaptırmam. diye karşı gelirmiş.
Bir gün papaz yine bir doktor ismi öğrenir ve hemen bizim Nam-ı Kemalide yanına alarak atlar uçağa ve soluğu doktorun yanıında alır.
Doktor:
-Malesef papaz efendi senin hastalığının çaresi yok. Boşuna çare arama der. Bunun üzernine papzın bütün ümitleri söner ve uçakla geri dönerler.
Nam-ı Kemal:
-Ya papaz efendi dünyada gitmediğin doktor kalmadı yinede gözünü açtıramadın senin çaren bende bir defada benim dediğimi denesen ne çıkar der.
Tüm ümitleri tükenen papaz bir mütdet düşündükten sonra Namık Kemalin dediğini yapmaya karar verir.
Papaz gerekli hazırlıkları yapar ve Namık Kemal bütün gücüyle yüklenir.
Bunun üzerine papaz ;
Çıkar Amına Koduğumun çoçuğu öbürüde gidiyor.
SEYAHAT:
Nami kemal bir gün bir gemi seyehatina cikmis. Gemide dolasirkan bir fransiz adama raslamis. yanina oturmus ve baslamis onunla sohbet etmeye.
Fransiz: Bak namik sana basimdan gecen bir olay anlatacagim. bir gün yine böyle bir seyehata cikmistim, seyahatin tam yari yolunda gemi bir kayaya carpti ve gemi su almaya basladi iceri. millet basladi panik yapmaya, bazilari kendini denize atti. Baktim olmayacak, donumu indirdim ve bir güzel geminin yanina sictim, ama bir sictim ki koc kocaman bir ada yaptim. daha sonra yolcularin hepisi adayi atladi ve kurtuldu.
Nami kemal: Benim basimdanda gecti öyle bir olay der ve baslar anlatmaya nami kemal: Ayni bende bir gemi seyehatinda gemi bir kayaya carpti ve su almaya basladi. baktim millet panik icinde ne yapacagini bilmiyor. Bende cirkartiim yaragimi en yakin adaya uzattim, yolcular köprü olarak üzerinden gecti ve kurtuldu.
Fransiz: Ohhaaa…hic öyle yarak olurmu…
Nami kemal : sendeki o göte bu yarak kücük bile der..
TERAZI:
Namık kemal ile bir fransız bir gün palan dökene geziye çıkar şanslarına çığ düşer ve en yakın mağaraya girerler. Çığ mağaranın girişini kapatmıştır artık.
1 gün 2 gün bunlar açlıktan ölecek hale gelirler ve kurnaz Nam-ı Kemal akıllı bir fikir atar ortaya:
- Böyle olmaz aclıktan ölürüz böyle giderse gel sen benim ağzıma et bende senin der. herkes eşit miktarda… fransızda okey der. önce fransız eder 200 gr sıra namık kemale gelmiştir namık kemal ağzına ederken fransız da bunun pipisi ile oynar ve namık kemal 2kg sıçar.
Fransız itiraz eder sen neden fazla ettin diye namık kemal’da söz mü yok:
- “kardeşim sende teraziyle oynamasyadın”
ANANA GIDER ANANA!:
Bir uçakta Fransız, İngiliz ve bizim Namık Kemal yolculuk yapıyorlarmış. Aralarında bir tartışma çıkmış. Biri “ben senden ünlüyüm” diyormuş. diğeri “hayır, ben daha ünlüyüm” diyormuş. Sonunda İngiliz dayanamamış. “Anneme bir mektup yazarım, zarfa sadece kendimin ve annemin adını yazarım. Mektup anneme gider.” demiş.
Fransız atılmış;
“Anneme bir mektup yazarım. Zarfa sadece adımı yazarım. Mektup hoop anneme ulaşır.” demiş.
Sıra bizim Namık kemal’e gelmiş.
“Valla” demiş. “Ben anneme bir mektup yazarım, zarfa bişey yazmam. Mektup anneme ulaşır.” demiş. (herkes gülüşmüş)
“Nasıl ya? olurmu öyle şey” demiş fransız.
“G.tünden sallıyor işte.” demiş ingiliz.
Namık kemal de “inanmazsınız deneyelim.” demiş ve annesine bir mektup yazıp zarfa koymuş. Zarfa dediği gibi birşey yazmamış.
Uçaktan indiklerinde “izleyin” demiş namık kemal. Elinde mektupla oradaki görevlilerden birinin yanına gitmiş. Elindeki mektubu boru gibi yapıp görevliye doğru itip çekmiş.
“Söyle bakalım, bu mektup kime gider?”
Görevli yanıtlamış;
“kime gidecek. anana gider, anana…”



